Daha önceki hikayemde, bizim Apartmanın Türbanlı Temizlikçisi Fatma'yı siktiğimi anlatmıştım. O günden sonra Fatma'yla ilişkimiz gizlice devam ediyor. Fatma eskiden haftada bir gün merdivenlerini silmeye gelirdi, sikişmeye başladığımızdan beri bu temizliği haftada ikiye çıkardı. Bazen canım çok istediği zaman arıyordum, üçüncü defa da geliyordu...
Fatma'nın yine apartmanda temizlik günüydü. Fatma gelince en üst kattan başlar merdivenleri silmeye, sile sile benim kata zemine kadar iner. Kapının dürbününden bakıyorum devamlı, benim kata gelince içeri almak için. Sonunda baktım benim kata inmiş ve ayakta domalmış bir şekilde merdivenleri siliyor. Kapıyı sessizce açtım, arkasına geçtim iki elimle belinden tutarak götüne dayandım ve "Özlemişim be!" dedim. Fatma daha, "Dur yapma..." demeye kalmadı, bir üst kattın merdivenlerini silen bir başka kadını gördüm ve çekildim. O kadın da türbanlıydı. Fatma hemen durumu toparlamaya çalışarak, "Erol abi tanıştırayım, Hülya. Kendisi akrabam olur, beraber bir yere gideceğiz de, işimiz çabuk bitsin diye bu gün bana yardıma geldi!" dedi. "Öyle mi? Memnun oldum Hülya, ben Erol, hoşgeldin!" dedim. Ama Fatma da, ben de kıpkırmızı kesilmiştik doğrusu. Ben ortamı yumuşatmak için, "Çayım hazır, buyurun beraber içelim!" dedim. Fatma da, "Sağol Erol abi, işimiz acele..." dedi. "Gideceğiniz yere ben bırakırım sizi!" dedim. "O zaman merdivenleri bitirelim gelelim, birer çayını içeriz." dedi. "Tamam bekliyorum!" dedim içeri girdim...
Hülya Fatma'dan daha uzun boylu, esmer güzeli, o da türbanlı olmasına rağmen manken gibi bir kadındı. Bayıldım resmen. Neyse, onlar merdivenleri bitirip geldiler. Hülya aptal değildi, sanki olayı anlamış gibiydi. Oturduk çay içmeye başladık. Fatma da, ben de, Hülya anlamasın diye kıvırtarak konuşuyorduk. Fatma Hülya'ya, "Erol abi çok iyi bir insan, şu binaya gelirim de, bir tek Erol abi hal hatır sorar, çay içmeye çağırır!" dedi. Hülya da, "Ne kadar iyi! Evli değil misiniz Erol bey?" dedi. "Yok ayrıldım!" dedim. İmalı imalı gözlerini kısarak bana baktı ve "Hmmm, anladım..." dedi. "Sen evli misin?" dedim. "Ben de dulum!" dedi. Neyse, çaylarımızı içtik, bunlar, "Biz gidelim." deyip kalktılar. "Tamam, ben bırakayım!" dedim. "Ama önce eve gideceğiz, elbiseleri değişmemiz lazım!" dediler. "Olsun, ben evin önünde beklerim!" dedim. Hülya, "İyi de, bir gören falan olur, yanlış anlarlar!" dedi. "O halde ben başka bir yerde beklerim, siz gelirsisiniz!" dedim. Kabul ettiler, evden çıktık, arabama bindik gittik...
Sokaklarına yakın bir yerde ben durdum, bunlar eve gitiler. Ben bir sigara yakıp içerken bunları bekledim. Önce Hülya geldi, "Fatma gelmedi mi?" dedi. "Gelir şimdi..." dedim. Arka koltuğa oturacaktı, "Öne gelsene Hülya!" dedim. "Öne Fatma otursun!" dedi. "Ne fark eder, gel öne!" dedim, geldi oturdu. "Gideceğiniz yerde işiniz çok mu sürer?" dedim. "Bilmem, Fatma biliyor. Neden sordun ki?" dedi. "İşiniz bitene kadar beklerim, sonra senle beraber gezeriz, olur mu?" dedim. "Olabilir, ama bir gören olursa?" dedi. "Haklısın!" deyip, bir kağıda telefon numaramı yazdım verdim ve "Olmazsa benim evde otururuz, konuşuruz, orda gören olmaz, ne dersin?" dedim. "Bilmem ki..." dedi. O sırada Fatma sokağın başından göründü, ben hemen Hülyaya, "Senden çok hoşlandım! Seni bekliyorum, benim evde buluşalım!" dedim. Fatma arabaya yaklaşınca Hülya cevap vermedi. Fatma arabaya bindi, nereye gideceklerini söyledi, arabayı çalıştırdım, hareket ettik...
Havadan sudan konuşarak gidecekleri yere vardığımızda, "Çok mu işiniz Fatma?" dedim. "Bir saat sürer!" dedi. "Tamam bekleyeyim!" dedim. "Bir saat ne yapacaksın?" dedi. "Önemli değil, ben burda beklerim!" dedim. Bunlar gidince, ben de cep telefonumdan haberleri falan okudum ve bir saat geçti. İkisi de geldi. Fatma, "Erol abi sana zahmet oldu, bekledin bizi!" dedi. "Ne zahmeti canım!" dedim. Sohbet muhabbet, yine sokaklarına bıraktım, eve döndüm...
Hülya arar mı, aramaz mı bilmiyordum, onu düşünürken, yarım saat sonra kapının zili çaldı. Açtım karşımda Hülya! Şaşırdım. Telefon açar diye bekliyordum, ama eve geleceğini hiç mi hiç tahmin etmiyordum. Neyse, içeri buyur ettim, girdi. Pardesüsünü çıkarmasına yardımcı oldum, ayakta göz göze geldik, ben dayanamadım ve hemen buna sarıldım, dudaklarına yapıştım. Hülya önce, "Yapma... Hani konuşacaktık?" falan dedi, ama ben öpmeye devam edince, iki dakika sonra kendini kollarıma bıraktı. Öpüşerek yatak odasına geçtik. Hülya'nın türbanını açtım, yatağa uzandı. Bunun uzun eteğini ve külotunu çıkardım. Ben de soyundum ve bunun uzun bacaklarını yalayarak kaymak gibi amına geldim. Amını yalamaya başlayınca nasıl da inliyordu orospu. 10-15 dakika kadar yaladım amını ve Hülya kasılıp titreyerek orgazm oldu, ağzıma saldı amının sularını...
Yukarı çıkıp tekrar dudaklarını öptüm ve sırtüstü uzandım yatağa. Hülya'yı ensesinden hafifçe iterek, yüzünü yarağıma bastırdım. Hülya ne yapacağını bilmez bir şekilde yarağıma bakıyordu. "Hadi sen de benimkini ağzına al, em onu!" deyince, ürkekçe yarağı ağzına aldı. Acemice emiyordu, bu da bana mühtiş zevk veriyordu. Biraz emdirdikten sonra, "Otur üstüne!" deyince, yarağımı ağzından çıkardı, üstüme çişini yapar gibi çömeldi, yarağımı eliyle amının ağzına hızalayıp yavaşça oturdu. Ben belini iki elimle kavrayıp, Hülya'nın kalçalarını değirmen taşı gibi kıvırıyordum yarağımın üstünde. Arada sırada da alttan köklüyorum amına. Hülya hem inliyor, hem bluzunu ve südyenini çıkarıyordu. Göğüsleri tamamen çıplak kalınca, öne eğilip göğüslerini bana emdirmeye de başladı. 15-20 dakika sonra ikimiz de doruğa çıktık, aynı anda boşaldık...
Dudaklarımı öperek indi yarağımdan ve yanıma uzandı. Biraz nefeslendikten sonra bana, "Fatmay'la da sikişiyor musun?" dedi. "Evet!" dedim. "Fatma nasıl sikişiyor?" dedi. "Sen daha çok bilgilisin bu konuda!" dedim. O sırada telefonum çaldı, baktım Fatma arıyor. Telefonu açmadan Hülya'ya uzattım, "Al konuş, Fatma arıyor!" dedim. O da, "Yok sen konuş, sakın benim burda olduğumu söyleme!" dedi. "Olur!" dedim açtım telefonu. Kısa bir ne var ne yok muhabbetinden sonra, Fatma sordu, "Acaba Hülya görmüş müdür bana sarıldığını? Anlamış mıdır aramızda birşey olduğunu?" dedi. Bu arada Hülya kulağını yanaştırmış telefona dinliyor tabii. Hülya'ya göz kırparak, "Zannetmiyorum anladığını, Hülya çok saf birine benziyor!" dedim. Bu arada Hülya hem gülmemek için kendini zor tutuyor, bir yandan da sikimle oynuyordu. Fatma'ya, "Yarın gelir misin? Gel de sikişelim!" dedim. "Tamam, bakarım!" dedi ve telefonu kapattık.
Hülya hemen gülerek, "Ohhh valla ne güzel, işin iş! Hiç boş durma! Bir gün beni sik, bir gün Fatma'yı! Bana bak, yarın gelince sakın sikiştiğimizi Fatma'ya söyleme, çok utanırım!" dedi. "Tamam söylemem!" dedim. "İyi o halde, ben artık gideyim!" dedi. "Dur nereye, bir kere daha sikişelim de öyle git!" dedim. Bir daha sikiştik ve Hülya'yı öpüp yolladım :)
[Erol]
« 31 Seks Hikayeleri
Hikayeni Paylaş
18+ UYARI:
31Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir.
18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Erotik Seks Hikayesi okumak kanunen yasak ise bu siteyi derhal terkediniz!
ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.
Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.
Daha fazla bilgi.
Copyright ©
All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: